Bugün TBMM’de Türk turizminin dijital satış kanallarını yakından ilgilendiren önemli bir düzenleme masaya geliyor.

Yabancı Dijital Konaklama Platformları Kanunu Teklifi, TBMM Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu’nda görüşülecek.
Konuyu takip etmeyenler için kısaca:
Teklif yasalaşırsa Booking.com ve benzeri yabancı dijital konaklama platformlarının belirlenen şartlarla Türkiye’de doğrudan faaliyet göstermesinin hukuki zemini oluşacak. Platformlara izin, temsilcilik, vergi ve turizm payı gibi yükümlülükler getirilecek; otellerden alınabilecek komisyon ve benzeri bedeller sınırlandırılacak.
Ama tartışmaya bakıyorum:
“Booking.com geri gelsin mi, gelmesin mi?”
Haydaaaa…
Mesele bundan çok daha büyük.
Otelcilik açısından teklifin en önemli taraflarından biri, işletmenin kendi fiyat politikasını belirleme özgürlüğünün korunması.
Bir otel kendi internet sitesinde daha uygun fiyatla oda satmak istiyor ama platform buna müdahale ediyor.
Hoppala!
Oda kimin? Yatırım kimin? Personelin, elektriğin, suyun, finansmanın maliyetini kim ödüyor?
Elbette otel.
Öyleyse fiyat politikasının son sözünü de otel söylemeli.
Dijital platform otelin satış ortağı olabilir; fiyat politikasının sahibi olamaz.
Peki TÜRSAB?
TÜRSAB’ın yabancı platformlarla yerli seyahat acentaları arasında eşit rekabet şartları istemesi anlaşılır bir talep.
Ancak dünyaya da bakmak gerekiyor.
Booking.com, Expedia ve benzeri platformlar Avrupa’da ve dünyanın büyük turizm pazarlarında yıllardır faaliyet gösteriyor.
Peki oralarda seyahat acentaları ortadan kalktı mı?
Hayır. Dönüştüler.
Teknolojiye yatırım yaptılar, online satış kanallarını geliştirdiler, danışmanlık, paket tur, kişiselleştirilmiş seyahat ve destinasyon hizmetlerinde katma değerlerini artırdılar.
Dünyadaki tartışma:
“Dijital platformları nasıl engelleriz?”
değil;
“Bu yeni dağıtım sisteminde nasıl rekabet ederiz?”
oldu.
Türkiye’nin de yönünü buraya çevirmesi gerekiyor.
Çünkü turist değişti, rezervasyon alışkanlıkları değişti, dağıtım kanalları değişti.
Üstelik şimdi kapıda Booking.com’dan çok daha büyük bir dönüşüm var:
Yapay zekâ.
Biz bugün Booking.com’u tartışırken Google’ın yapay zekâ destekli seyahat sistemleri ve yeni nesil AI Agent’lar turistin tatilini planlamaya başladı bile.
Dolayısıyla çözüm ne yabancı platformlara ayrıcalık tanımak ne de yerli acentaları koruma duvarlarının arkasına almak.
Çözüm; aynı kurallar altında rekabet edebilen güçlü oteller, güçlü seyahat acentaları ve güçlü bir dijital turizm ekosistemi kurmaktır.
Booking.com meselesi bunun yalnızca başlangıcı.
Asıl tartışmamız gereken ise bundan sonra geliyor:
Turisti artık yapay zekâ yönlendirecekse, Türkiye turizminin verisi kimin elinde olacak?
Kültür ve Turizm Bakanlığı, TGA ve TÜRSAB ortaklığında kurulabilecek bir Türkiye Turizm Veri Merkezi / Veri Bankası neden artık bir ihtiyaç?
Bir sonraki yazıda bunu işleyeceğiz.